Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Zirvedeki Dolaplar/Diyaloglar

< Zirvedeki Dolaplar

1.345pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share
Vaka Diyaloglar

Büro Helikopteri'nde...
Jack Archer: Sence de çok heyecanlı değil mi <İsim>? Amerika Birleşik Devletleri'nin Başkanıyla buluşmaya gidiyoruz!
Elizabeth Ripley: Jack, coşma hemen! Başkanla görüşme talep etmemizin sebebi öyle sevinçli bir şey değil!
Elizabeth Ripley: Artık SOMBRA'nın büyük planını biliyoruz: uluslararası camiayı bölmek. Hüç şüphe yok ki gücü kendi ellerine geçirmek için!
Elizabeth Ripley: ABD ile BM'yi birbirine kırdırmak için bir Birleşik Milletler elçisini öldürecek kadar ileriye gidebildilerse, daha kim bilir ellerinin altında neler var!
Jack Archer: Biz de bu yüzden doğruca en tepeye gidiyoruz! Mevcut krizin SOMBRA tarafından tezgahlandığını Başkan'ın bilmesi gerek!
Elizabeth Ripley: Başkan şu anda Camp Rushmore'da üst düzey yabancı devlet erkanıyla tam da bu kriz ile ilgili toplantı düzenliyor. Şimdi dikkatini çekmek için en uygun zaman!
Jack Archer: <İsim>, Amerika hakkındaki bilgilerini tazeleme vakti! Geldik!

Camp Rushmore, Güney Dakota...
Jack Archer: Kaybedecek bir saniyemiz bile yok <İsim>! Hadi gidip Başkanı görelim!
Sidney Hirsch: <Rütbe> <İsim>. Ben Ulusal Güvenlik Bakanlığı direktörü Sidney Hirsch. Hemen benimle gelmeniz gerekiyor! Gölde bir cinayet işlendi!
Jack Archer: Ne?! Bizi hemen göle götürün!

1. Bölüm

İncele: Rushmore Gölü.
Jack Archer: Binbir kere şükür <İsim>! Bir an kurbanın Başkan olduğunu sanmıştım ama bu adam kesinlikle Başkan Hewett değil!
Sidney Hirsch: Bu "adam" Özel Ajan Jonathan Stafford, kendisi Başkan'a tahsis edilen Gizli Servis ajanı.
Jack Archer: Kurban Başkan için mi çalışıyormuş? Belki de katil aslında Başkan'ın peşindedir! Kendileri güvende mi?
Sidney Hirsch: Başkan an itibariyle güvenli bir bölgeye tahliye edildi. Kendisi ile görüşmeniz biraz bekleyecek.
Sidney Hirsch: <Rütbe> <İsim>, ortada ciddi bir güvenlik ihlali var! Gidip güvenliğin en üst seviyeye çıkarıldığından emin olmam lazım!
Jack Archer: Tam da geldiğimiz sırada Başkan'ın korumasının öldürülmesini nasıl yorumlarsın? Ya bunun arkasında da SOMBRA varsa?
Jack Archer: Başkan'ın güvenliğinin sağlanması için Stafford'un katilini bir an önce bulmalıyız!
Jack Archer: Kurbanın telefonunu almışsın <İsim>! Hadi kilidini açalım!
Jack Archer: Şu buruşturulmuş kağıt kurbana yollanmış... Fakat okunmuyor. Hadi kayıp metni kurtalarım!
Jack Archer: <İsim>, şu cinayeti çözelim bir an önce!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Grace Delaney: <İsim>, Camp Rushmore'da çalıştığımıza inanamıyorum! Siyaset makinesinin kamera arkasındayız resmen!
Jack Archer: Elimizde ölü bir Gizli Servis ajanı ve... dünyayı ele geçirmeye çalışan menfur bir suç örgütü olmayaydı daha heyecanlı olurdum!
Grace Delaney: Dediğini anlıyorum. Ajan Stafford'a dönersek, vücuttaki devasa yara kurbanın yüksek kalibre bir tüfekle vurulduğunu gösteriyor. Muhtemelen .375 magnum ile.
Grace Delaney: Bu iri ve yüksek yoğunluklu cephane genellikle büyük hayvan avcılığında kullanılır.
Jack Archer: Yani katil avlanıyor!
Grace Delaney: Dahası vücutta yaratılan geniş hasar kurbana yakın mesafeden ateş edildiğini gösteriyor, yani kaza ihtimalini eleyebiliriz.
Grace Delaney: Lakin, kurbanın cesedindeki kanın nasıl yayıldığına bakarsak katilin kendisine kalp masajı yapmaya çalıştığını söyleyebiliriz...
Jack Archer: Katil önce herifi vurup, sonra da onu hayata döndürmeye mi çalışmış yani? İyi de niye?
Grace Delaney: Tahminimce katil, yaptığı şeyin farkına vardıktan sonra kendini suçlu hissetmiş!
Jack Archer: Sebebi ne olursa olsun <İsim>, hedefinde cinayet olan bir katil avına çıkıyoruz!

İncele: Kilitli Cep Telefonu.
Jack Archer: <İsim>, kurbanın günlük ajandası telefonunda açık kalmış. Görünüşe göre Stafford öldürüldüğü sırada öğle yemeğindeymiş.
Jack Archer: Doğru dedin, öğle yemeğinden önce de konferans odasında koruma ekibindeymiş.
Jack Archer: Eğer kurbanın gittiği son yer konferans odasıysa bizim de gideceğimiz yer orasıdır!

İncele: Konferans Odası.
Jack Archer: Demek büyük kararların alındığı yer burası... Amma dağınık he. Şu çöpe baksana!
Jack Archer: Hakikaten bakacak mıydın? Şu kruvasanları bitireceksem neden olmasın!
Jack Archer: Şu paramparça kağıdın üstündeki şey... kan mı?! Hemen bantlayalım bunu!
Jack Archer: Şu şekilli hediye kutusu kurbana verilmiş. Acaba içinde ne var?
Jack Archer: İlginç kol düğmeleriymiş. Üzerinde de bir kart var: "Özverili çalışmaların için."
Jack Archer: İmzalanmış... Ama imzayı okumak biraz sıkıntı. <İsim>, hadi bunu veri tabanında aratarak bir eşleşme yakalayalım!

İncele: Paramparça Kağıt.
Jack Archer: <İsim>, bu rodeo biletleri kanla bezenmiş! Sence kan kurbanın olabilir mi?
Jack Archer: Bu ilk rodeomuz değil <İsim>! Hadi bu biletleri laboratuvara gönderelim!

Analiz et: Rodeo Biletleri.
Lars Douglas: Selam <İsim>! Güney Dakota'nın dünyaca ünlü Patates Püresi Güreş Müsabakasına ev sahipliği yaptığını biliyor muydun?
Jack Archer: Patates püresi güreşi mi?! Leziz bol yağlı patates püresinde güreş gibi mi? Nerede?!
Lars Douglas: Her sene rodeo sırasında yapılıyor. <İsim>'in bulduğu bu biletler sayesinde ikimiz gidebiliriz!
Jack Archer: Rodeo biletleri demişken, üzerlerindeki kanın kime ait olduğunu bulabildin mi?
Lars Douglas: Buldum! Haklıymışsınız! Kan kurbanın.
Lars Douglas: Kanlı el izi birilerinin sonra bu biletleri kurbanın cesedine dokunduktan sonra aldığını gösteriyor... Sonra da biletleri konferans salonunda bırakmış olmalı.
Jack Archer: O birileri katil oluyor herhalde! Katilin biletleri niye aldığını bilmiyorum ama bildiğim bir şey var, o da katilin rodeodan hoşlandığı!
Jack Archer: Kementini hazırla <İsim>, çünkü rodeo sever bir katili kementleyeceğiz!

İncele: İmza.
Jack Archer: <İsim>, karttaki imza bizzat Amerika Birleşik Devletleri Başkanı James Hewett'e ait!
Jack Archer: Demek kurbana bu kol düğmelerini Başkan vermiş! Jonathan pek seviliyormuş anlaşılan.
Jack Archer: Eh <İsim>, zaten buraya geliş amacımız Başkanla konuşmaktı! Hadi gidip konuşalım o zaman!

Başkan Hewett'e kurbana verdiği hediyeyi sor.
Jack Archer: Sayın Başkan, sizinle tanışmak bizim için bir şeref. Ziyaretimizin böyle trajik bir zamana denk gelmesinden dolayı üzgünüz.
James Hewett: Resmiyete gerek yok. Bana Dubya diyin.
Jack Archer: Tabii... Başkan... Dubya. Anladığımız kadarıyla Özel Ajan Stafford ile yakınmışsınız. Kendisine hediye ettiğiniz kol düğmelerini bulduk.
James Hewett: Çok üzücü! Bizim Stanford'u... Yani Stafford'u özleyeceğim.
James Hewett: En sevdiğim servis elemanıydı... Hem de iyi bir arkadaştı. Benimle ve hanımla çok ilgileniyordu.
James Hewett: Hep iyiler önce gider derler. Ne acı, çünkü çok güzel kol düğmeleriydi.
Jack Archer: Efendim, biz aslında buraya sizi SOMBRA adlı bir suç örgütü hakkında uyarmak için gelmiştik. Sizce...
James Hewett: Sözünüzü burada keseceğim. Bunu daha önce de duydum... Bütün bu "SOMBRA" hikayesi fasa fisodan ibaret!
James Hewett: Bildiğim tek bir şey var <Rütbe> <İsim>, o da kampta bir katilin serbestçe dolaştığı. Onu bulsanız iyi olur!
Jack Archer: Tabii Sayın Baş... Yani Dubya. Elimizden geleni yapacağız!
(James Hewett ile konuştuktan sonra)
Jack Archer: <İsim>, güya buraya Başkan'ı SOMBRA konusunda uyarmaya geldik ama bizi dinlemedi bile!
Jack Archer: Bu cinayeti hızla çözelim ki Başkan Hewett'i ikna etmek için bir şansımız daha olsun!

İncele: Çöp Kutusu.
Jack Archer: <İsim>, çöp kutusunda bulduğun saat bir Brolex!
Jack Archer: Üzerinde bir yazı var... Ama Fransızca
Jack Archer: Bir saniye, Fransa Cumhurbaşkanının adı Jean-Marc Bonneur değil miydi? Bu Bay Bonneur'ün saati olmalı... Kendisi de muhtemelen kampa davet edilen liderlerden biri.
Jack Archer: <İsim>, şu anda kamptaki herkes potansiyel şüpheli, bu yüzden gidip Bay Bonneur'ü sorgulamamız gerek!

Jean-Marc Bonneur'e cinayet hakkında soru sor.
Jean-Marc Bonneur: Bonjour! <Rütbe> <İsim>, n'est-ce pas? Beni aradığınızı söylediler!
Jack Archer: Rahatsız ettiğimiz için kusura bakmayın Sayın Fransa Cumhurbaşkanı ama Başkan Hewett'in Gizli Servis ajanlarından biri öldürüldü ve biz de tesisteki herkesi sorguluyoruz. Kendisiyle hiç irtibatınız olmuş muydu?
Jean-Marc Bonneur: Pas vraiment. Dediğiniz ajanı sadece geçerken gördüm. Hewett'e bir bise vermek isteyince beni engelledi.
Jack Archer: "Bise" derken... Öpücük gibi mi? Başkanı yanağından mı öpmeye çalıştınız?!
Jean-Marc Bonneur: Oui... Sadece arkadaşça davranıyordum. Biraz geç kalmıştım. En fazla 45 dakika. Mas c'est pas grave. Fransızlara özgü bir şey!
Jean-Marc Bonneur: Şimdi gitmem gerek <Rütbe> <İsim>. Başkanla golf randevum var. Au revoir!
Jack Archer: Bu neydi şimdi <İsim>? İçimden bir ses Cumhurbaşkanı Bonneur ile tekrar yollarımızın kesişeceğini söylüyor!

İncele: Silinmiş Mektup.
Jack Archer: <İsim>, şu belgenin başlığına baksana! Derhal geçerli olmak üzere görevden ihraç." Kurban ihraç edilmiş!
Jack Archer: Yani Stafford artık Başkan için çalışmıyordu demek? Bu, Hirsch'ün bize anlattıklarıyla uyuşmuyor! Bize kurbanın halen görevinin başında olduğunu söylemişti...
Jack Archer: Ayrıca belgeyi imzalayanın o olduğunu düşününce durum daha da garip bir hal alıyor. Bir enayilik var bu işte... İyisi mi Hirsch'le iki çift laf edelim!

Sidney Hirsch'le kurbana ait görevden uzaklaştırma bildirimi hakkında konuş.
Jack Archer: Bay Hirsch, bize Ajan Stafford'un Başkan için çalıştığını söylemiştiniz ama kendisi adına çıkarmış olduğunuz ihraç bildirisini bulduk. Bir açıklama?
Sidney Hirsch: Ona belgeleri bu sabah verdim. Herkes onu hala Başkan'ın koruması görevinde diye biliyordu.
Sidney Hirsch: Jonathan iyi bir ajandı ama koruduğu kişilerle yakın ilişki içindeydi. Bu da bizim meslekte tehlikeli bir şeydir.
Sidney Hirsch: Başkanla fazla dostane olduğunu fark etmiştim. Dostanelik insanı dikkatsiz kılar. Bu riski göze alamazdım, bu yüzden işler kontrolden çıkmadan icabına bakmaya karar verdim.
Jack Archer: Şimdi ise Ajan Stafford öldü.
Sidney Hirsch: Bir ajanı kaybetmek her zaman üzücüdür. Keşke dediğimi yapıp tesisten ayrılsaydı... Şu an hala hayatta olabilirdi.
Jack Archer: Ve muhtemelen başka birisi ölürdü. Vaktinizi ayırıdığınız için teşekkürler Bay Hirsch. Daha fazla bilgiye ihtiyacımız olursa sizi ararız.

Daha sonra Camp Rushmore merkezinde...
Jack Archer: <İsim>, buraya uluslararası krizin arkasında SOMBRA'nın olduğu konusunda Başkan'ı uyarmaya geldik ama onun yerine ölü bir Gizli Servis ajanıyla karşılaştık.
Jack Archer: SOMBRA daha önce de güvenlik servislerine sızmıştı... Bu cinayet de onları işi olabilir mi?
Jack Archer: Şu ana kadar elimizde bir Başkan, bir Cumhurbaşkanı ve Ulusal Güvenlik Bakanlığı direktörü var ve bu üçünden hangisinin bunu yapmış olabileceğini kestirmek zor.
Ingrid Bjorn: <İsim>, hemen kamp girişine gelmen gerekiyor!
Jack Archer: Şu anda bir işin ortasındayız Ingrid... Acil olan ne?
Ingrid Bjorn: Şüpheliler tesisi terk ediyor!
Jack Archer: Ne?!

2. Bölüm

Jack Archer: <İsim>, buraya SOMBRA'nın uluslararası bir komplo çevirdiği konusunda Başkan'ı ikna etmeye geldik ama onun yerine ölü bir Gizli Servis ajanıyla karşılaştık.
Jack Archer: SOMBRA daha önce de güvenlik servislerine sızmıştı... Bu cinayet de onları işi olabilir mi?
Jack Archer: Şu ana kadar elimizde bir Başkan, bir Cumhurbaşkanı ve Ulusal Güvenlik Bakanlığı direktörü var ve bu üçünden hangisinin bunu yapmış olabileceğini kestirmek zor.
Ingrid Bjorn: <İsim>, hemen kamp girişine gelmen gerekiyor!
Ingrid Bjorn: Şüpheliler tesisi terk ediyor! Başkan tesisi terk ediyor! Herkes tesisi terk ediyor!
Jack Archer: Ne?! Şu anda bir cinayet soruşturmasının ortasındayız... ve buradakilerden biri katil! Gitmelerine izin veremeyiz!
Jack Archer: <İsim>, gidip onları durduralım!

-Camp Rushmore girişinde...-
Sidney Hirsch: <Rütbe> <İsim>, eğer siz de gidiyorsanız beklemeniz gerekecek. İniş pisti Japon delegeler için hazırlanıyor.
Jack Archer: Bay Hirsch, biz bir yere gitmiyoruz! Kimse bir yere gitmiyor! Şu anda bir cinayet soruşturmasının ortasındayız ve buradaki herkes potansiyel şüpheli!
Jack Archer: Bu soruşturma kapanana kadar herkesi burada tutmalısınız!
III. Mary: Üstüme iyilik sağlık, hakikaten çok geciktik. Lütfen birisi ne zaman yola çıkacağımızı söyleyebilir mi?
Jack Archer: Majesteleri?! Sizin burada ne işiniz var?
Jack Archer: <İsim>, İngiltere Kraliçesi'yle biraz konuşalım ve bir yandan da ipucu için etrafı arayalım!

Kraliçe Mary'ye Camp Rushmore'da ne yaptığını sor.
Jack Archer: Majesteleri, sizinle tekrar karşılaşmak ne büyük onur.
III. Mary: <Rütbe> <İsim>, Ajan Archer. Epey bir zaman geçmiş. İngiltere'den sonra bir daha görüşmeyiz sanıyorduk.
Jack Archer: İtiraf etmeliyim ki... Biz de sizi burada görünce şaşırdık. Başkan'ı ziyarete mi geldiniz?
III. Mary: Burada resmi vazifeyle bulunuyoruz. Başkan Bey mevcut kriz hususunda bizden tevsiyede bulunmamızı istedi. En nihayetinde, bu konularda tecrübeye sahibiz.
Jack Archer: Mevcut kriz mi? Şu an devam eden USNay ile USStay arasında olanlardan gibi bir şey, değil mi?
III. Mary: Bu konuları sizinle görüşmek serbestiyetinde değiliz.
Jack Archer: Peki Başkan'ın servis ajanının öldürülmesi konusunda görüşme serbestiyetine sahip misiniz? Buradaki herkesi sorgulamak durumundayız... Buna siz de dahilsiniz.
III. Mary: Ehemmiyetsiz sorgularınız bizi alakadar etmiyor, bizi şüpheli olarak görmenizden de teessüf ediyoruz... Üstelik ikinci kez! Gitmeliyiz!
Jack Archer: Majesteleri, kusura bakmayın ama bir yere gidemezsiniz. Soruşturma bitene kadar sizden tesiste kalmanızı rica edeceğiz.
III. Mary: Bu hiç hoşumuza gitmedi.

İncele: Camp Rushmore.
Jack Archer: <İsim>, bulduğun şu golf arabasına bak! Bir tur atabilseydik keşke!
Jack Archer: Şu güvenlikli evrak çantası epey üst teknoloji duruyor... Ama bunun seni daha önce durdurduğunu hatırlamıyorum!

İncele: Golf Arabası.
Jack Archer: <İsim>, bakıyorum golf arabasının içinde bir çift havalı kovboy çizmeleri bulmuşsun!
Jack Archer: İyi yakaladın! Çizmelere Dubya adı dikilmiş. Dubya... Bu adı biliyoruz...
Jack Archer: Doğru! Bu Başkan Hewett'in takma adı. Bu kovboy çizmeleri onun!
Jack Archer: Ama tabanları çamurla kaplı. Başkan kısa süre önce göle mi gelmiş?
Jack Archer: Sanırsam bunu öğrenmenin tek yolu kendisine sormak. Bakalım Başkan'dan bir görüşme daha koparabilecek miyiz!

Başkan Hewett'e çamurlu kovboy çizmeleri hakkında soru sor.
Jack Archer: Bizi tekrardan kabul ettiğiniz için teşekkürler Sayın Baş... Dubya. Size kovboy çizmelerinizi soracaktık. Hani her yeri çamurlu olan. Yakın zaman önce göle gittiniz mi?
James Hewett: Beni yakaladın <Rütbe> <İsim>! Gizli mekanımı buldun.
Jack Archer: Gizli mekanınız mı?
James Hewett: Yıllık Camp Rushmore halk dansı partisi için gizliden prova yaptığım yer! Hareketlerimi gölde çalışıyordum. Tek başıma, tüm bu curcunadan uzakta.
Jack Archer: Country western dans partisi mi düzenleniyor? Peki ya Ajan Stafford cinayeti? Ya SOMBRA?!
James Hewett: Yine mi şu saçmalık. Bakın, derin bir üzüntü içindeyim ve bu cinayeti tersgahlayanın bulunmasını sonuna kadar istiyorum...
Jack Archer: "Tersgahlayan"? Ha, tezgahlayan demek istediniz...
James Hewett: Evet... Tersgahlayan. Şimdi başkan olarak görevlerime odaklanmam gerek. Bu hassas diplomatik durumu düzeltmeliyim.
James Hewett: Ve bunun için... Dörtlü dans ediyoruz! Bu dans rodeoya gitmekten sonra en sevdiğim aktivite!
Jack Archer: Sayın Başkan, dansınızı bölmek istemem ama eğer <Rütbe> <İsim> Ajan Stafford cinayetiyle bağlantınız olduğunu öğrenirse bir sonraki halk dansınızı hapiste yaparsınız!

İncele: Kilitli Evrak Çantası.
Jack Archer: <İsim>, evrak çantasındaki dosyada "Çok Gizli" yazıyor ve içinde kurban hakkında bir sürü karartılmış belge var.
Jack Archer: Hatta şunda Stafford'un hareketlerinin "ulusal güvenliği tehdit ettiği" yazılı!
Jack Archer: Kurban hakkında ulusal güvenlikten söz eden çok gizli bir dosya! Bu bilgi sayesinde vakayı kırabiliriz! Hadi bunu hemen Elliot'a götürelim!

Analiz et: Çok Gizli Dosya.
Elliot Clayton: <İsim>, Sanjay'e şu Vanna Alabama konusunu kapatmasını söyleyebilir misin? Ondan hoşlanmıyorum!
Sanjay Korrapati: Yalan söylüyor <İsim>! Onu çoooook seviyor. Hatta posteri bile var.
Elliot Clayton: Sus ul...
Jack Archer: Beyler, yeter. Bu soruşturmayı çözene kadar Camp Rushmore'da tecrit altındayız. Sizin için bir mahsuru yoksa devam etmek istiyorum.
Elliot Clayton: Affedersin <İsim>...
Elliot Clayton: Her neyse... Bana getirdiğiniz şu çok gizli belgelere dönersek... gördüğünüz üzere bir çoğu sansürlenmiş ya da karartılmış, bu yüzden anafikri çıkarmak zor oldu.
Elliot Clayton: Sansürsüz belgelere ulaşamadım fakat belgelerin Sidney Hirsch adında birine tebliğ edilmiş bir bilgisayarda düzenlendiğini buldum. Stafford hakkında veri toplayan oymuş.
Jack Archer: Bu dosyayı Sidney'mi derlemiş? Demek kurbanı ihraç etmekle kalmamış, ayrıca onu gözetliyormuş, öyle mi? Stafford'un tam olarak ne yaptığından şüpheleniyormuş ki?!
Jack Archer: <İsim>, iyisi mi gidip Sidney'i bulalım. Bize bir açıklama borcu var!

Sidney'i kurbanla ilgili çok gizli dosya hakkında sorgula.
Sidney Hirsch: ...Yat!!
Jack Archer: Ahhhhh!
Sidney Hirsch: <Rütbe> <İsim>! Panik yapmayın! Kafamı dağıtmak için biraz avlanıyordum.
Jack Archer: Az kalsın kalpten gidiyordum!
Jack Archer: Evet... Ajan Stafford hakkında derlediğiniz çok gizli belgeyi bulduk. Bunun ne hakkında olduğunu bilmemiz gerek.
Sidney Hirsch: Madem bilmek istiyorsunuz, Ajan Stafford yönetimden üst düzey bir görevliyle ilişki yaşıyordu.
Sidney Hirsch: Bunun servis için utanç verici olması bir yana, üstelik doğrudan ulusal güvenliği tehdit ediyordu!
Sidney Hirsch: İyi bir rodeoyu herkes kadar severim ama teşkilatın rodeo gibi yönetilmesine de müsaade etmem!
Jack Archer: Sanırsak Stafford'un kiminle ilişki yaşadığını bize söylemeyeceksiniz...
Sidney Hirsch: Kusura bakmayın. Bu gizli bir bilgi... Ama konferans odasını aramanızı öneririm. Orada neler bulacağınızı tahmin bile edemezsiniz.
Jack Archer: Bakarız... Yalnız bu gizli bilgi de aramızda kalsın Bay Hirsch. Eğer <Rütbe> <İsim> Ajan Stafford'u sizin öldürdüğünüzü ortaya çıkarırsa yetki düzeyiniz çok gizliden çok tutukluya dönüşüverir!

İncele: Konferans Masası.
Jack Archer: <İsim>, şu kutudaki fişekler epey büyük, tam da Grace'in otopsisinde bahsettiği türden.
Jack Archer: Üstelik iki fişek eksik! Çoğu iri av tüfeği çift namlulu olur. Bunlar katilin Stafford'u öldürmede kullandığı fişekler olabilir!
Jack Archer: Fişekler yapışkan, yapraksı parçalarla kaplı. Bundan bir örnek almak işimize yarayabilir <İsim>!
Jack Archer: Şu nota gelince... Üzerindeki şy ruj izi mi? Üzerindeki mesajda "Staffy, bu gece her zamanki yerimizde buluşalım." yazıyor.
Jack Archer: Demek Stafford gerçekten de biriyle ilişki yaşıyormuş... Ve o biri şu anda bu tesiste! O birinin kim olduğunu bulmalıyız! <İsim>, hadi şu rujdan bir örnek alalım!

İncele: Fişek Kutusu.
Jack Archer: <İsim>, hadi fişek kutusundan çektiğimiz parçacık örneğini Lars'a götürelim!

Analiz et: Kırıntı Parçaları.
Lars Douglas: Selam Jack. Şu soruşturma bittikten sonra turta yemeye gideyim diyorum. Sende gelsene.
Jack Archer: Olur usta da, neden turtadan bahsettin ki şimdi?
Lars Douglas: Çünkü <İsim> ile bana gönderdiğin örnek karnımı acıktırdı! Fişek kutusunda bulduğun parçacıklar maya, yumurta, şeker ve un karışımı yani kuchen.
Lars Douglas: Kuchen, tatlı hamurla yapılan geleneksel bir Alman pastasıdır... Aynı zamanda da Güney Dakota'nın resmi eyalet tatlısı.
Lars Douglas: Tahminimce katil, kurbanı öldürmede kullandığı tüfeği doldururken kuchen yiyormuş... Yani katil kuchen yiyor!
Jack Archer: <İsim>, artık katilin cinayet kadar tatlıya da düşkün olduğunu bildiğimize göre artık onu bulmak terayağından kıl çekmekten bile kolay olacak!

İncele: Not.
Jack Archer: Evet <İsim>, nottaki rujdan bir örnek aldığımıza göre, şunu mikroskop altına sok da kurbanın kiminle yatıp kalktığını öğrenelim!

İncele: Ruj.
Jack Archer: <İsim>, ruj izi örneğindeki DNA, Olivia Hewett adlı birine aitmiş...
Jack Archer: Olivia Hewett mi?! <İsim>, bu First Lady'nin ta kendisi! Stafford'a notu bırakan oymuş!
Jack Archer: Yani Başkan'ın karısının Stafford'la ilişkisi mi varmış?!
Jack Archer: Başkan'ın haberi varmı bilmiyorum ama Allah'tan görev tanımımızda evlilik danışmanlığı yok.
Jack Archer: Bizim işimiz şüphelileri sorgulamak ve bunun için First Lady'yle konuşmamız gerekiyor!

Olivia Hewett'e kurbanla ilişkisi hakkında soru sor.
Jack Archer: Bayan Hewett, merakımızı mazur görün ama Ajan Stafford'la olan ilişkiniz hakkında birkaç soru sormamız gerek.
Olivia Hewett: Demek sırrım ortaya çıktı... <Rütbe> <İsim>, First Lady olmak öyle sanıldığı kadar şatafatlı bir şey değil. Geceler uzun ve yalnız geçebiliyor.
Olivia Hewett: Jonathan'ın arkadaşlığını seviyordum. Konuşabileceğim biriydi. Birlikte yürüyüşe çıkar, kart oynar, rodeoya giderdik... Boğayı dizginleyebilen erkeklere dayanamam.
Olivia Hewett: Genel olarak Jonathan nazik ve ilgiliydi... Üstelik bana vakit ayırıyordu.
Jack Archer: İyi de siz First Lady'siniz. Bunun kocanıza zarar verebileceği hiç aklınıza gelmedi mi? Ya da ülkeye?
Olivia Hewett: <Rütbe> <İsim>, "First Lady" olabilirim ama nihayetinde bir kadınım. Ve bazen bir kadın, bir erkeğin sıcak kollarına ihtiyaç duyar.
Jack Archer: Şey... Iıı... Pekala. Şimdilik başka sorumuz yok, Sayın First Lady...

Camp Rushmore Genel Merkezi...
Jack Archer: <İsim>, bu vaka gitdige bir siyasi açmaza doğru yol alıyor!
Jack Archer: Buraya Başkan'ı SOMBRA'nın dünyayı ele geçirme planı konusunu ciddiye alması için uyarmaya geldik ama onun yerine Başkanın Gizli Servis ajanının ölümüyle uğraşıyoruz.
Jack Archer: Gerçi bunun altından SOMBRA çıkarsa şaşırmam ama sanki buradaki herkesin kurbanın ölümünde payı var gibi.
Jack Archer: First Lady'nin kurbanla olan evlilik dışı ilişkisi ve Ulusal Güvenlik Direktörünün bunu örtbas etme çabasına bakılırsa, kapalı kapılar ardından epey dolaplar döndüğü açık.
Jack Archer: Ayrıca Başkan'da halen SOMBRA'nın gerçek bir tehdit olduğunu kabullenmiyor... Neyin peşinde acaba?
Jack Archer: Eğer Ajan Stafford'un katilini bir an önce bulmazsak SOMBRA'nın planının ne olduğuna birinci elden tanıklık etme tehlikesiyle karşı karşıyayız demektir!
Elizabeth Ripley: <İsim>, Archer! Bir sorunumuz var!
Elizabeth Ripley: Az önce FBI'dan aradılar. Soruşturmayı devralıyorlarmış. Şu anda buraya geliyorlar!

3. Bölüm

Jack Archer: <İsim>, bu vaka gitdige bir siyasi açmaza doğru yol alıyor!
Jack Archer: Buraya Başkan'ı SOMBRA'nın dünyayı ele geçirme planı konusunu ciddiye alması için uyarmaya geldik ama onun yerine Başkanın Gizli Servis ajanının ölümüyle uğraşıyoruz.
Jack Archer: Gerçi bunun altından SOMBRA çıkarsa şaşırmam ama sanki buradaki herkesin kurbanın ölümünde payı var gibi.
Elizabeth Ripley: <İsim>, Archer! Bir sorunumuz var!
Elizabeth Ripley: Az önce FBI'dan aradılar. Soruşturmayı devralıyorlarmış. Şu anda buraya geliyorlar!
Jack Archer: Ne?! FBI soruşturmayı devir falan alamaz! Katili yakalamaya çok yaklaştık!
Elizabeth Ripley: Onları oyalamaya çalışırım ama...
Ajan Riordan: Şef Ripley, soruşturmayı devralmamız emredildi. Ekibiniz artık kenara çekilebilir.
Elizabeth Ripley: Yavaş olun Ajan Riordan! Büro her daim uluslararası yetkiye sahip olmuştur.
Elizabeth Ripley: Soruşturmaya başladıktan sonraki 24 saat boyunca yetkiyi bizden devralamazsınız ve biz işe koyulalı daha 12 saat oldu. Asıl sizin ekibiniz kenara çekilebilir!
Ajan Riordan: 12 saatiniz sizin olsun ama bir işe yaramayacak. Ayrıca burada sizi takip ediyor olacağız.
Elizabeth Ripley: <İsim>, hadi şu "ajanlara" kaçın kurası olduğumuzu gösterelim! 12 saatimiz var! Kamp girişini bir daha taramanı öneririm. Orada illaki bir şeyler vardır!

İncele: Helikopter.
Jack Archer: Ne de akıllıymış bu kuçukuçu? Evet, pek de akıllıymış!
Jack Archer: <İsim>, bu Kraliçe'nin korgilerinden biri olmalı... Ama bu ufaklığın daha iyi günler gördüğü kesin.
Jack Archer: Boyunluk, alçı... Bir dakika, kan mı bu? Köpeğin kanı gibi durmuyor... Bence de bundan bir örnek alalım!
Jack Archer: Şu yırtık fotoğraftan da üzerinde çalışabileceğimiz bir şeyler mutlaka çıkar. Bandı getireyim!
Jack Archer: Şu kitaptaki Fransa Cumhurbaşkanı mı? Neden İmparator Napolyon gibi giyinmiş?
Jack Archer: Kitabın içinde yanında fena halde hırpalanmış biriyle göründüğü bir gazete küpürü var. Acaba neyle ilgili? Belki de silinmiş metni kurtarmaya çalışsak iyi olur!
Jack Archer: <İsim>, şu FBI eşkiyalarına buraların efesi kimmiş gösterelim! Çözelim şu cinayeti!

İncele: Yaralı Korgi.
Jack Archer: Endişelenme ufaklık! Jack Amcan seninle ilgilenecek!
Jack Archer: <İsim>, köpeğin boyunluğundaki kandan örnek aldığına göre bunu mikroskopta inceleyelim!

İncele: Kan.
Jack Archer: <İsim>, köpek boyunluğundan topladığımız kan, kurbanın kanıyla birebir uyuştu! Oraya nasıl bulaşmış ki?
Jack Archer: Eğer bu köpek Kraliçe'nin ise, onunla kanlı boyunluk hakkında konuşmamız gerekir!

Kraliçe Mary'ye köpeğinin kanlı tasmasını sor.
Jack Archer: Majesteleri, bizi kabul ettiğiniz için teşekkürler. Bu köpeği...
III. Mary: Sör Wagglesworth! Demek buradasın! Biz de nereye kaybolduğunu merak ediyorduk.
III. Mary: Sör Wagglesworth ne badireler atlattı bir bilseniz! Oysa tek amacımız hafif bir av seansıydı!
Jack Archer: Aslında biz de size bunu sormak istemiştik. Kurbanın kanı köpeğinize nasıl bulaştı?
III. Mary: O iğrenç adam! Bunu Sör Wagglesworth'e yapan o!
III. Mary: Yürüyüş yaparken Başkan ile Bay Hirsch'ü kahveyle kuchen yerken gördüm. Çok da umurumda değildi ama onlarla sohbet etmek için durdum.
III. Mary: Lakin Sör Wagglesworth biraz delişmendi. Tesiste koşuşturuyordu ki birdenbire bir inileme duydum! O ajan, Başkan'ın cipiyle onu ezmişti!
Jack Archer: Demek yaralar bu yüzden oldu. Peki ya kan?
III. Mary: Bandajlara sarıldıktan sonra Sör Wagglesworth gezintiye çıkmıştı. Ajanın kanlı cesedini bulmuş ve ona yardım etmeye çalışmış. Yetkilileri alarma geçiren de o! Ne cesur bir köpek!
Jack Archer: Majesteleri, bunu söylemeye dilim varmıyor ama eğer <Rütbe> <İsim>, Ajan Stafford'un ölümüyle bir ilginiz olduğunu ortaya çıkarırsa, bir sonraki köpek gezintiniz parmaklıklar ardında olur!

İncele: Paramparça Fotoğraf.
Jack Archer: <İsim>, bu fotoğrafta First Lady, Stafford'u kulübelerden birine götürüyor.
Jack Archer: Anlaşılan ilişkileri o kadar da gizli saklı değilmiş...
Jack Archer: Doğru dedin! Arkasına baksana... Biri bir şey yazmış: "Beni ona söylemeye mecbur bırakma!"
Jack Archer: Anlaşılan birisi First Lady'ye şantaj yapıyormuş. Kendisiyle bir kez daha konuşalım!

Olivia'ya şantaj fotoğrafı hakkında soru sor.
Olivia Hewett: <Rütbe> <İsim>, bir dilim kuchen alır mıydın? Daha fırından yeni çıktı...
Jack Archer: Hayır teşekkürler Bayan Hewett. Ajan Stafford'la çekilmiş şu fotoğrafınıza bakıyorduk ve arkasında bu notu gördük. Sanırsak biri size şantaj yapıyormuş.
Olivia Hewett: Stafford ilişkimizi kocama söylemem için bana baskı yapmaya çalıştı. Elinde kanıt olursa pısacağımı düşünmüştü!
Olivia Hewett: Şapşal herif. Birbirimize aşık olduğumuzu sanıyordu. Stafford onunla dünyayı gezmemi, safariye çıkmamı, büyük avlara katılmamı istiyordu...
Olivia Hewett: Stafford, Başkan ilişkimizi öğrenince sırrımızın ifşa olacağını ve böylece özgürce gidebileceğimi düşünüyordu.
Jack Archer: Ama eğer Başkan'a söyleseydi hayatınız kararırdı!
Olivia Hewett: Hayatta First Lady olmanın ötesinde hedeflerim var ve cüzi bir kaçamağın bunun önüne geçmesine izin verecek değildim!
Jack Archer: Umarım bu yüzden onu öldürmeyi düşünmemişsinizdir. Menfur maceralarınızı gizli tutmak için cinayete başvurmak zorunda kalıyorsanız evlilik dışı ilişkileriniz de içler acısı bir durumda demektir!

İncele: Kitap.
Jack Archer: Kitaptaki gazete küpüründe yazanlar baştan aşağıya Fransızca. Tek bir kelimesini anladıysam ne olayım <İsim>.
Jack Archer: Ama anlayacak birini tanıyoruz... Dupont! Hadi bu kitabı ona götürelim... Ama hızlıca!

Analiz et: Notlar Alınmış Kitap.
Armand Dupont: <İsim>, bana yolladığın kitabı okumak epey zevkliydi... Ama sanırım bu amaçla yazılmamış.
Jack Archer: Ne demek istiyorsun?
Armand Dupont: Bildiğiniz üzere kitap, Fransa Cumhurbaşkanı Jean-Marc Bonneur hakkında. Aslında bu, otobiyografisinin bir deneme nüshası.
Armand Dupont: Kitapta Bonneur, kendi hayatı ile I. Naapolyon'un hayatı arasında paralellik kurmuş. Biraz abarttığını söylemeye gerek yok sanırım.
Armand Dupont: Lakin, ikisinin benzer olduğu tek bir alan var, o da avcılık. İkisi de bu sporda berbatmış anlaşılan.
Jack Archer: Demek Bonneur avlanıyor! Makale tamamen bununla mı ilgiliymiş?
Armand Dupont: Et oui... Monsieur le President skandal bir av kazasında yanlışlıkla korumasına ateş etmiş. Üstelik ilk kez de değil!
Armand Dupont: Şu sayfa kenarındaki notta da belirttiği gibi, tüm insanlığın iyiliği için avlanmayı bırakması gerekiyor.
Jack Archer: <İsim>, eğer Bonneur bir korumaya ateş ettiyse, bir başkasına da ateş edip öldürmüş olabilir. Gidip onunla konuşalım!

Jean-Marc'ı daha önceki av kazaları hakkında sorgula.
Jack Archer: Sayın Fransa Cumhurbaşkanı, bize sayısız av kazalarınızdan bahsetmeyi unutmuşsunuz. Bir tanesinde korumanızı vurmuşsunuz mesela.
Jean-Marc Bonneur: Ou la <Rütbe> <İsim>, bunlar alt tarafı kazaydı. Bir insana asla kasten ateş etmem! Vraiment!
Jean-Marc Bonneur: Ben sadece berbat bir avcıyım, tıpkı yüce Napolyon gibi. Ama kendimi geliştiriyorum!
Jack Archer: Ajan Stafford vurulduğu sırada bize tam olarak nerede olduğunuzu söyleyebilir misiniz?
Jean-Marc Bonneur: Bien sûr. Önce biraz kuchen yiyip kahve içtim, sonra da hedef talimi yapmak için ormana gittim.
Jean-Marc Bonneur: Yaklaşan rodeo için alıştırma yapıyorum! Bir günlüğüne kovboy olacağım!
Jean-Marc Bonneur: Ama inan bana <Rütbe> <İsim>, bu kez etrafımda kimse yoktu. Je le jure!
Jack Archer: Bay Bonneur, Cumhurbaşkanı da olsanız <Rütbe> <İsim> "kazara" Ajan Stafford'u öldürdüğünüzü ortaya çıkarırsa avlanacağınız bir sonraki yer ancak hapishane olur!

Daha sonra, Rushmore genel merkezinde...
Elizabeth Ripley: <İsim>, zamanın doluyor! Tepemizde FBI varken hedefimizi bir saniyeliğine bile küçültemeyiz!
Jack Archer: Tesisin büyük bir kısmını taradık ve epey ipuçları bulduk ama katili enselememiz için gereken son parça halen eksik!
Jack Archer: Aynen! Cinayet mahalline geri dönmemiz gerek! Hadi Rushmore Gölü'ne gidelim!

İncele: Piknik Masası.
Jack Archer: <İsim>, şimdi pikniğin sırası değil! Katili yakalamak için sadece birkaç saatimiz kaldı!
Jack Archer: He, sance bu tabak kurbanın mıydı yani? Öğle yemeği sırasında vurulduğunu biliyoruz. Hadi yakından bakalım!
Jack Archer: Birisi şu evrak çantasını saklamaya mı çalışmış? Epey eski görünüyor... Kilidini açmak zor olmaz herhalde!

İncele: Evrak Çantası.
Jack Archer: <İsim>, kutuda tüfek varmış! Bu cinayet silahı olabilir mi?!
Jack Archer: Haklısın, FBI tepemize çökmek üzereyken tahmin yürütmenin zamanı değil. Hadi bu tüfeği Jonah'a götürelim!

Analiz et: Silah Kutusu.
Jack Archer: Jonah, sana gönderdiğimiz silah kutusunu yoklayabildin mi?
Jonah Karam: Yokladım <İsim>, ve haklı çıktın. Bu tüfek cinayet silahı!
Jonah Karam: Yaklaşık 1915 yapımı süperpoze çift namlulu bir .375 magnum tüfek. Bunlardan yalnızca 20 adet üretilmiş.
Jack Archer: Pekala... Başka söyleyebileceğin bir şey var mıdır?
Jonah Karam: Katil tüfeği kutusuna geri koyarken, kıyafetinden birkaç ipliğin tetiğe takıldığını fark edememiş.
Jonah Karam: İplikleri Lars'a gönderdim. Kontrol etti ve bunların katilin atkı taktığına dair kanıt olduğunu söyledi!
Jack Archer: <İsim>, katili soğuk ve karanlık bir hücreye tıktığımızda kendisini gerçekten de sıcak tutması gerekecek!

İncele: Piknik Tabağı.
Jack Archer: <İsim>, Stafford'un tabağını karıştırmak biraz içimi ürpertti ama en azından bir şey bulmuşsun, yani buna değdi!
Jack Archer: Ne yazık ki bu metal nesnenin ne olduğuna dair en ufak bir fikrim yok. Ama kanla kaplı! Hadi bunu Lars'a götürelim!

Analiz et: Metal Nesne.
Lars Douglas: <İsim>, hedefi tam on ikiden vurmana yardımcı olacak bir şeyim var!
Jack Archer: Eyvallah usta! FBI devreye girmeden bu cinayeti çözmeliyiz!
Lars Douglas: Öncelikle şöyle ki piknik tabağında bulduğunuz metal nesne bir yaka rozetinin arka kısmı, ya da mandalı. Rozeti üzerinize tutturmak için kullanılan şey.
Lars Douglas: İkincisi, mandaldaki kan kurbana ait ama mandalın kendisi ona ait değil. Stafford vurulduğu sırada rozet takıyordu ama onun arkalığı halen duruyor. Kontrol ettim.
Lars Douglas: Bundan da tek bir sonuç çıkar... Katil yaka rozeti takıyor!
Jack Archer: <İsim>, bu cinayeti işleyen katilin yakasına yapışmamıza ramak kaldı artık!

Ajan Riordan: Süren doldu <Rütbe> <İsim>! Bırak da işi büyükler devralsın.
Jack Archer: İtlerini geri çekebilirsin. Stafford'un katilini bulduk! <İsim>, hadi gidip birini tutuklayalım!

Katili Tutukla.
Jack Archer: Sidney Hirsch, Jonathan Stafford'u öldürmekten tutuklusunuz!
Jack Archer: Siz Ulusal Güvenlik Direktörüsünüz! Neden kendi takımınızdan birini öldürdünüz? Onu görevden ihraç etmek başkanı korumak için yeterli olurdu!
Sidney Hirsch: <Rütbe> <İsim>, oyunlarına ayıracak vaktim yok. Bu ulusu yaklaşan tehlikelere karşı korumakla yükümlüyüm.
Jack Archer: Bu ulusu en başta kendinizden korumakla başlayabilirsiniz, çünkü av tüfeklerinden anlayan kıdemli bir avcı hakikaten de yaklaşan bir tehlikedir.
Sidney Hirsch: Evet avlanıyorum. Ama bu beni katil yapmaz. Rodeoyu da severim ama bu yüzden kalkıp kovboy olmuyorum.
Jack Archer: Olabilir, ama kurbanın kanıyla kaplı rodeo biletleriniz kesinlikle "katil benim ula" diye bağırıyor!
Sidney Hirsch: Bu mantık dışı! Ben ABD hükümetinde üst düzey bir yetkiliyim. Ülkeme en iyi şekilde hizmet ediyorum!
Jack Archer: Ülkenize o kadar iyi hizmet ediyorsunuz ki ABD bayraklı yaka rozetiniz sizi ele verdi. Bu da tabutunuzun kanlı çivisi oldu!
Sidney Hirsch: .....
Sidney Hirsch: Beni çözdün <Rütbe> <İsim>! Jonathan'ı öldürdüm! Sevdiğim adamı öldürdüm!
Jack Archer: Öyleyse... Ney? Kaç?!
Sidney Hirsch: Jonathan'a aşıktım. Çok güçlü, bir o kadar da hassastı. Benden fazla genç olduğunu biliyordum ama karşı koyamadım.
Jack Archer: Stafford'la ilişkiniz mi vardı yani? İyi de onun First Lady'yle ilişki yaşadığını sanıyordum! Kurban tam olarak kaç kişiyle yatıyordu acaba?!
Sidney Hirsch: Olivia onu sadece kullanıyordu! Onu benim sevdiğim kadar sevmiyordu! Stafford aptal gibi onun oyunlarına kandı!
Jack Archer: Yani onu tehdit oluşturduğu için görevden uzaklaştırmadınız! Kıskandığınız için uzaklaştırdınız!
Sidney Hirsch: Onu ihraç edersem her şeyi daha açıkça görür sanmıştım. Ama bu onu sadece kızdırdı.
Sidney Hirsch: Helikopter uçuşundan önce öğle yemeği için gölde buluştuk. Onunla konuşmaya çalıştım ama beni kenara itti ve bana yaşlı dedi.
Jack Archer: Siz de bu sırada tüfeği alıp ona ateş ettiniz. İyi de neden ona kalp masajı yapmaya çalıştınız?
Sidney Hirsch: Aşık olduğum adamı vurduğumun farkına vardım! Sadece geri gelmesini istiyordum!
Jack Archer: Bize numara yapmayın. Her şeyi planladınız. Tüfeği aldınız, Stafford'u vurdunuz, sonra da hiçbir şey olmamış gibi tüfeği kutusuna nazikçe geri koydunuz.
Jack Archer: Sevdiklerinizi vurarak onların sevgisini kazanamayacağınızı artık anlamışsınızdır sanırım... Bunun size tek kazandırıdığı şey hapishanede geçirecek zaman oldu. Bay Hirsch, tutuklusunuz!

Nigel Adaku: Sidney Hirsch, Özel Ajan Jonathan Stafford'u kasten öldürmekle suçlamıyorsunuz. Savunmanız nedir?
Sidney Hirsch: Suçluyum, Hakim Bey! Rezil bir suç işledim! Sevdiğim adamı öldürdüm!
Nigel Adaku: Siz Ulusal Güvenlik Direktörüsünüz. Bu ülkenin güvenliği size emanet edilmişti. Bu cinayeti nasıl aklayabilirsiniz?
Sidney Hirsch: Jonathan aşkıma karşılık vermedi. Onsuz bir hiçtim!
Nigel Adaku: Uluslararası gerilimin yaşandığı şu dönemlerde, bizi korumakla yükümlü olanların birbirlerini öldürmelerini kaldıramayız.
Nigel Adaku: Bay Hirsch, bunu da göz önünde bulundurarak mahkeme sizi Jonathan Stafford'u öldürmekten ötürü 18 yıl hapisle cezalandıdı.
Sidney Hirsch: Önemli değil. Jonathan olmadan yaşamak için bir sebebim yok zaten!

Elizabeth Ripley: Tebrikler <Rütbe> <İsim>, bugünü de kurtardın! Az önce şu FBI ajanlarını geldikleri yere gönderdim!
Jack Archer: <İsim>, ne yalan söyleyeyim bunu beklemiyordum. Ulusal Güvenlik Direktörünün bir Gizli Servis ajanı ve First Lady ile aşk üçgeninde olacağını hiç beklemezdim!
Elizabeth Ripley: Bu işin içinde SOMBRA'nın olmadığı anlamına gelir. Halen orada büyük hamlelerini kurguluyorlar!
Jack Archer: SOMBRA'nın bir dümenler çevirdiği konusunda Başkan'ı uyarmaya çalıştık ama bizi dinlemek istemiyor. SOMBRA'nın tekinsiz olduğunu anlamasını sağlamak için başka bir yöntem bulmalıyız!
Jack Archer: <İsim>, saat işliyor ve biz bu iş için biçilmiş kaftanız! SOMBRA'yı olduğu yerde durdurmak için gereken kanıtı çıkartalım!

Karanlığın Sonu 5

Jack Archer: <İsim>, Başkan'ın Gizli Servis ajanını öldüreni yakaladığımıza göre esas görevimize dönebiliriz; yani Başkan'ı SOMBRA'yı ciddiye alması konusunda ikna etmeye!
Jack Archer: Ona ulaşmanın bir yolunu bulabileydik iyiydi. SOMBRA hakkında söylediğimiz tek bir cümleye bile kulak asmadı!
Sanjay Korrapati: <İsim>! <İsim>! Harika bir şey oldu! Bil bakalım Camp Rushmore'da dolaşırken kimi gördüm! Vanna Alabama'yı!
Jack Archer: Harikaymış, da şu anda biraz maşgul...
Sanjay Korrapati: Vanna Alabama diyorum <İsim>! Şarkıcı olan! Burada, Camp Rushmore'da! Onu gölün orada gördüm!
Jack Archer: Şu popçu olan mı? Vanna'yı en son Dubai'de görmüştük. Burada ne işi var ki?
Sanjay Korrapati: Bilmiyorum, ama Elliot için Vanna'nın imzasını alırsam çıldıracağını biliyorum! Onu bulmama yardım eder misin <İsim>?
Carmen Martinez: Sanjay, <İsim>'i rahatsız etmesene! Zaten işi başından aşkın.
Sanjay Korrapati: Ama anneeeee....
Jack Archer: Mesele değil Carmen. Siz <İsim> ile göl civarında Vanna'yı arayın. Başkan'la konuşmak istediğin de hazır olurum <İsim>!

Başkan Hewett'le SOMBRA hakkında konuş.
Jack Archer: Sayn Başkan, artık sular durulduğuna göre sizinle SOMBRA hakkında...
James Hewett: Bak <Rütbe> <İsim>, azimini takdit ediyorum ama bu SOMBRA denen şey bir komplo teorisinden ibaret.
James Hewett: Yine de bu saçmalıkla o kadar ilgiliysen konferans odasına bakmanı ve Rusya devlet başkanının bana bıraktığı dosyayı bulmanı öneririm.
James Hewett: Kendisi SOMBRA denen örgüte epey ilgiliydi ama BM durumunu ele almam gerektiği için bu çılgın teorilere ayıracak vaktim yok.
Jack Archer: Eh... İpucu için teşekkürler Sayın Başkan.
James Hewett: Lafı bile olmaz <Rütbe> <İsim>. Hazır lafı geçmişken, bu küçük hediyeyi de ziyaretinizin bir hatırası olarak kabul edin!

İncele: Konferans Odası.
Jack Archer: Şu küçük kasanın üstünde COSMORUS amblemi var! COSMORUS'un Rus uzay teşkilatı olduğunu da biliyoruz.
Jack Archer: Rusya devlet başkanının Başkan Hewett'e verdiği şey bu kasa olmalı! Hadi kilidini açalım!

İncele: Kasa.
Jack Archer: <İsim>, bu USB kasaya haybeye kilitlenmiş olamaz. Tahminimce bunlar Başkan'ın bahsettiği SOMBRA belgeleri. Hadi bunu Elliot'a götürelim!

Analiz et: USB Bellek.
Elliot Clayton: <İsim>, USB bellek için sağ ol! Çözmek tam bir azap gibiydi. En üst düzeyde şifrelenmiş!
Jack Archer: Ee, Rusya devlet başkanı USB belleğe ne koymuş?
Elliot Clayton: Burada herkesin sevgilisi SOMBRA uydusu BØB'nin ayrıntılı planları var.
Elliot Clayton: COSMORUS'un başının SOMBRA'ya çalıştığını varsayarsak, onu tutukladıktan sonra Rus hükümetinin dosyalarına bakmış olması şaşırtıcı değil <İsim>.
Elliot Clayton: SOMBRA'nın BØB ile ne yapmayı planladığını bilmiyorum ama galiba bununla SOMBRA'nın planlarını ispatlayabiliriz!
Jack Archer: Harika... Nasıl ispatlayacağız peki?
Elliot Clayton: BØB'nin kontrolünü ele aldığımda yaptığım ilk iş, SOMBRA bir kez daha ele geçirse bile Karanlık Yaklaşıyor adlı planlarını bir daha asla hayata geçiremeyeceklerinden emin olmaktı.
Jack Archer: Planları BØB'yi kullanarak istedikleri uydunun kontrolünü ele geçirmekti, değil mi?
Elliot Clayton: Evet. Bu, SOMBRA'ya dünya üzerindeki herhangi bir ülkeye siber saldırı düzenleme olanağı tanıyacaktı... Ya da aynı anda bütün ülkelere!
Elliot Clayton: Bu yüzden BØB'yi ilk ele geçirdiğimde ana sürücünün diğer her şeyle bağlantısını kestim. Öyle ki ona artık ben bile erişemem.
Elliot Clayton: Ama sürücü halen orada ve BØB'nin diğer uyduları ele geçirmesini sağlayacak kod dizinleri de onun içinde! Bu, SOMBRA'nın planlarının inkar edilemeyecek bir kanıtı!
Jack Archer: Bu tam da dünya liderlerine göstermemiz gereken şey! Bu sayede bunun bir dedikodudan ibaret olduğunu öne süremezler!
Jack Archer: İyi de... Sürücüyü nasıl geri alacağız?
Elliot Clayton: Asıl mesele de bu. SOMBRA'ya karşı avantajımızı kaybetmeyi hiç istemem ama... <İsim>, sürücüyü geri almanın tek yolu BØB'yi yere indirmek.
Elliot Clayton: Camp Rushmore'da bir uzay komuta merkezinin olduğunu biliyorum. Eğer beni oraya götürürseniz BØB'yi Dünya'ya geri döndürebilirim!
Jack Archer: <İsim>, doğru diyor. Sidney hapiste olabilir ama birkaç saat öncesine kadar halen Ulusal Güvenlik Direktörü'ydü. Bize yardım edebilir!

Sidney'den yardım iste.
Jack Archer: Sidney, yardımına ihtiyacımız var! Ulusal güvenlik söz konusu!
Jack Archer: Rushmore'da bir yeraltı uzay komuta merkezinin olduğunu biliyoruz. Oraya girmemiz gerek!
Sidney Hirsch: Orası çok yüksek güvenlikli. Asla...
Jack Archer: Buradaki siyasi dolaplardan bunaldım artık! Başkan SOMBRA hakkındaki uyarılarımıza kulak asmıyor, bu yüzden...
Sidney Hirsch: Bir saniye... SOMBRA mı dediniz? Siz SOMBRA'yı biliyor musunuz?
Jack Archer: SOMBRA hakkında sen ne biliyorsun?
Sidney Hirsch: Sadece dedikodu. Son zamanlarda bu isim sürekli karşıma çıkıp duruyor ama Başkan konuyla ilgili soruşturma açılması iznini vermiyor.
Sidney Hirsch: <Rütbe> <İsim>, eğer kırmızı defterimi bulursan komuta merkezine erişim kodlarını da bulmuş olursun. Sanırsam beni tutukladığınız sırada kamp girişinde cebimden düştü.
Jack Archer: Harika! <İsim>, hadi gidip şu defteri bulalım! Bu arada yolda bayılmamak için üç beş bir şeyler de alalım!

İncele: Camp Rushmore.
Jack Archer: <İsim>, bu Sidney'in bahsettiği defter olmalı ama yazılar tamamen solmuş. Hadi kurtaralım!

İncele: Silinmiş Defter.
Jack Archer: İşte burada <İsim>! Elliot'un gizli tesise girmek için ihtiyacı olan kodlar bunlar! Hadi bunları hemen Elliot'a götürelim!

Analiz et: Kod Dizisi.
Elliot Clayton: <İsim>, kodlar işe yaradı. Tesise sorunsuz girebildim!
Jack Archer: Bu harika Elliot! Peki ya BØB? Dünya'ya geri yönlendirebildin mi?
Elliot Clayton: Evet! Uydu şu anda Dünya'nın yörüngesine giriş yapmış bulunmakta.
Elliot Clayton: Dizüstümü tesisin ana sistemine bağladım <İsim>. Şuna bak!
Elliot Clayton: İşte BØB Dünya'nın...
Elliot Clayton: Hey! Ne oldu?!
Jack Archer: Elliot... Sorun ne?
Elliot Clayton: BØB... Radarda gözükmüyor! Sinyali kaybettik!
Elliot Clayton: <İsim>, ne olduğunu görmem gerek! Bulduklarımı seninle paylaşırım!

İncele: Rushmore Gölü.
Carmen Martinez: Vanna'yı hiçbir yerde göremiyorum <İsim>. Burada olduğuna emin misin Sanjay?
Sanjay Korrapati: Evet! Onu gördüm!
Sanjay Korrapati: <İsim>, belki de şu yırtık poster işimize yarayabilir! Geri yapıştırmada sana yardım ederim!

İncele: Paramparça Poster.
Sanjay Korrapati: Gördün mü <İsim>, yalan söylemiyormuşum! Bu poster Vanna Alabama'nın yer aldığı gösteriyle ilgili!
Carmen Martinez: Anlaşılan USStay yardım konseri için kasabaya gelmiş.
Carmen Martinez: Bu poster de First Lady için imzalanmış! Onu şahsen tanıyor olmalı!
Sanjay Korrapati: <İsim>, sence First Lady'den bizi Vanna'yla tanıştırmasını isteyebilir miyiz? Lütfen ama!

Olivia'ya Vanna Alabama'yı sor.
Carmen Martinez: Bayan Hewett, oğlum ile beni kabul ettiğiniz için teşekkürler. Oğlum Vanna Alabama'nın sizin için imzaladığı posterini buldu. Onu tanıyor musunuz acaba?
Olivia Hewett: Tanıyorum. Zamanında birlikte hayır işleri yapmıştık. Renkli bir kişiliği var, ama amaçlarına bağlı biri.
Olivia Hewett: Kendisi şu an Güney Dakota'da USStay yardım konseri düzenliyor ve beni ziyaret etmek için buraya geldi.
Olivia Hewett: Benim için bu posteri imzaladı ama posteri önce Kraliçe'nin köpeği ele geçirdi!
Carmen Martinez: Haddimi aşmak istemem ama oğlumu Vanna'yla tanıştırmanız mümkün olur mu? Onun büyük bir hayranı da!
Olivia Hewett: Daha iyisini yapabilirim. Gösteri için bana sahne arkası biletleri verdi ama ben gidemeyeceğim. USStay hareketini tutuyormuşum gibi gözükemem. Benim yerime siz gidebilirsiniz.
Sanjay Korrapati: Gerçekten mi?! Teşekkür ederim! Harika olur!
Olivia Hewett: Eeh, bileti bulamıyorum... Sanırım Kraliçe'yi uğurladığım sırada kamp girişinde düşürdüm. Belki orada bulabilirsiniz.
Olivia Hewett: Sana konser sırasında şekerleme alman için biraz harçlık vereyim!

İncele: Helikopter.
Sanjay Korrapati: <İsim>, konser giriş kartını bulmuşsun! Ama... silimiş...
Carmen Martinez: Endişelenme Sanjay! <İsim> kartı senin için halleder!

İncele: Silinmiş Yaka Kartı.
Carmen Martinez: Gördün? Eskisinden daha iyi oldu! Üstelik bu bir VIP sahne arkası giriş kartı! İşin bütün havalı kısmını görebileceksin Sanjay!
Sanjay Korrapati: Elliot'un gelememesi kötü oldu. Vanna'ya bayılır!
Sanjay Korrapati: Hadi <İsim>! Gidip Vanna'yı görelim!

Sahne arkasında Vanna Alabama'yla görüş.
Vanna Alabama: Selam Sanjay! Ben Vanna Alabama. Duyduğuma göre benim büyük bir hayranım mışsın!
Vanna Alabama: <Rütbe> <İsim>, seni tekrar görmek ne güzel! Gösteriye gelebilmene sevindim!
Sanjay Korrapati: Harikasın! Bütün şarkılarını ezbere biliyorum!
Sanjay Korrapati: Şey... Bayan Alabama, seni çok seven bir arkadaşım var. Bunu o verdi!
Vanna Alabama: Aa... tamam... teşekkürler. İmza ister misin?
Sanjay Korrapati: Evet, lütfen!
Vanna Alabama: Teşekkürler küçük dostum! Gösterinin tadını çıkar! Sahneyi sallayacağım!

Camp Rushmore Genel Merkezi...
Sanjay Korrapati: <İsim>, hayatımdaki en güzel konserdi! Vanna gibisi yok!
Carmen Martinez: Sanjay, Vanna'ya verdiğin o kağıtta ne vardı?
Sanjay Korrapati: Elliot'un cep numarası tabiiki de!
Elliot Clayton: Ne yaptım dedin?!
Elliot Clayton: Ben sana ne... Yok... Şimdi hiç sırası değil...
Elliot Clayton: <İsim>, BØB'nin neden radardan çıktığını buldum. Birisi inişin yönünü değiştirmiş!
Jack Archer: Ne demek birisi inişin yönünü değiştirmiş?
Elliot Clayton: Yani... Birisi BØB'yi kaçırdı!
Jack Archer: Onu bulmamız gerek! O sürücü SOMBRA'nın gerçek bir küresel tehdit olduğunu ispatlamamız için gereken tek kanıt!
Elliot Clayton: Endişelenme <İsim>, işin peşindeyim! Düşme noktasını yakaladım! Uydu Kuzey Kanada'ya düşmüş... Issız bir araziye!
Elizabeth Ripley: Pekala <İsim>, harcayacak tek bir saniye dahi yok. Parkalarınızı alın çünkü Kuzey Kanada'ya gidiyoruz!

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Also on Fandom

Random Wiki